Son günlerde kamuoyunda geniş yankı uyandıran davaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dinç, olayın kamuoyuna yansıtıldığı şekilde gerçekleşmediğini iddia etti. Dinç, olay günü müştekinin ninesiyle röportaj yapmak amacıyla, aralarında dört arkadaşının da bulunduğu bir grupla eve gittiklerini belirtti.
Ev girişinde, daha önce öğrencisi olan Nazar Şendul ile karşılaştığını ifade eden Dinç, eski öğrencisi olması nedeniyle sarılarak hal-hatır sorduğunu, bu sırada evde müştekinin ailesi ve yakınlarının da bulunduğunu kaydetti.
Dinç, daha sonra yaşanan sürecin aile içi bir tartışma sonucunda farklı bir boyuta taşındığını ileri sürdü. Müştekinin okuldan alınmakla tehdit edildiğini, bu durumun kendisine atfedildiğini ve olayın yıllar sonra rehber öğretmene farklı şekilde aktarıldığını savunan Dinç, bu beyanlar üzerine adli sürecin başlatıldığını söyledi.
İlk derece mahkemesinde, olay anında evde bulunan kişilerin dinlenmeden karar verildiğini öne süren Dinç, istinaf aşamasında da müştekinin iftira attığını beyan etmesine rağmen kararın bozulmadığını ifade etti. Ayrıca Van Cumhuriyet Başsavcılığı’nın davanın bozulması yönünde mütalaa verdiğini belirtti.
Dinç, müşteki ve tanıklar hakkında “iftira” ve “yalan beyan” iddiasıyla suç duyurusunda bulunduklarını, yürütülen soruşturmada müşteki ve tanıkların yalan beyanda bulunduklarını kabul ettiklerini ileri sürdü.
Hukuki süreçte davanın yenilenmesi için gerekli şartların oluştuğunu savunan Dinç, yeni delillerin ortaya çıktığını belirterek dosyanın yeniden yargılamaya konu olacağını dile getirdi. Sürecin henüz kesinleşmediğini vurgulayan Dinç, kamuoyunun konuyu tarafsız şekilde değerlendirmesi çağrısında bulundu.